Vitiligo, nedeni halen tam olarak bilinmeyen ve sıklığı giderek artan bir hastalıktır. Bu hastalık dünya nüfusunun tahminen %1’ini etkiler. Vitiligo’da, deriye normal rengini veren hücreler olarak bilinen ‘melanositler’ bağışıklık sistemi hücreleri tarafından yok edilir. Yani kişinin bağışıklık sistemi kendi hücrelerini yabancı olarak algılayarak bir saldırı başlatır. Buna otoimmün saldırı adı verilir. Otoimmüniteye yatkınlık kalıtsal olarak belirlenir. Tip 1 diyabet, Hashimato tiroditi, romatoid artrit gibi hastalıklar da otoimmün hastalıklara örnek olarak verilebilir. Ayrıca otoimmün hastalıkların birbirine eşlik etmesi de sık görülen bir durumdur. Bu nedenle vitiligosu olan kişilerde alopesi areata, Hashimato tiroiditi tipinde guatr bozuklukları, Addison hastalığı, pernisiyöz anemi ve Tip 1 diabetes mellitus, Çölyak hastalığı gibi diğer otoimmün hastalıklara da biraz daha yatkındır. Vitiligo, deriyi, dudakları, gözleri, iç kulağı da etkileyebilir.
En çok eller, ayaklar, dirsek ve dizler, travmaya ya da basınca maruz kalan bölgeler ve yüz tutulur. Klinikte beyaz renkli keskin sınırlı lekeler şeklinde karşımıza çıkar. Deride beyaz renk değişikliği yapan başka hastalıklarla karışabildiği için tanı için bir dermatoloğa başvurmak önemlidir.
Vitiligo tanısı genellikle basittir ve özel bir teste gerek yoktur. Vitiligo hayatı tehdit eden bir durum olmasa da sosyal ve psikolojik etkileri nedeniyle tedavi edilmesi gerekmektedir. Çocukluk çağında vitiligo tedavilere daha fazla yanıt vermektedir.
Vitiligosu olan hastalarda bağırsakta yer alan mirobiyom denilen mikrop örtüsünün değiştiği gösterilmiştir. Bu nedenle bazı gıdaların vitiligoyu tetiklediği ya da arttırdığı düşünülmektedir.